1. Edilgen (= Passive) yapılarda
1.1. "Present"
Bu yapıda "passive + to + yüklem"
- He is believed to live in New York.
Onun New York’ta yaşamakta olduğuna inanılıyor
ya da "yüklem + to + passive"
- I didn’t expect to be invited
Davet edilmeyi beklemiyordum
kullanılmaktadır.
1.2. "Continuous"
"Progressive infinitive" olarak bilinen yapı "to be + -ing" ile oluşturulur ve etken yapıda da kullanılabilir.
- It is nice to be sitting here with you.
Burada seninle oturuyor olmak/oturmak güzel.
Bu yapıda "passive + to be + "-ing" şeklinde kullanılabilir.
- He is known to be writing his autobiography.
Hayat hikayesini yazmakta olduğu biliniyor.
1.3. "Past/Perfect"
"Perfect Infinitive" olarak bilinen yapı "to have + V3" şeklinde oluşturulur.
- It is good to have finished the day’s work.
Günün çalışmasını Bu günün işlerini bitirmiş olmak güzel.
Bu yapıda "passive + to have + V3"
- He is known to have visited this city
Bu şehri ziyaret etmiş olduğu biliniyor
ya da "to have been + V3"
- I’d like to have been invited
Davet edilmiş olmayı isterdim
kullanılabilir.
2. "be" + to
2.1. "be" + the first/last/only/.. + isim + to + yüklem
- He was the first man to cross the Channel.
Manş Denizi’ni ilk geçen insandı.
Bu yapı Türkçe’ye "-En + ilk/son/tek + isim" şeklinde aktarılır.
2.2. "be" + to
Bu yapının kullanımı "will" ya da "should" ile aynıdır.
3. isim + to + yüklem = who/which will/would + yüklem
- He was to have been the new ambassador but he fell ill.
Yeni büyükelçi olacaktı ama rahatsızlandı.
4. Why (not) + yüklem
Bu yapıda "to" kullanılmaz
- Why pay more ?
Neden daha fazla ödeyesin ki ?
- Why not leave now ?
Neden şimdi ayrılmayacak mışım ?
5. and / or / except / but / than + yüklem
Bu yapılarda "to" gereksizdir.
- I told him to lie down and rest.
- I’d rather stay than go.
6. "do" + (to) + yüklem
- All I did was to lend him a hand.
Tek/Tüm yaptığım ona yardım etmekti.
- What a computer does is (to) process the data for you.
Bir bilgisayarın yaptığı iş bilgiyi senin/bizim için işlemektir.
7. To my/his/.. + sıfat / isim, cümle
- Their rejection of the offer surprised me,
- I was surprised by their rejection of the offer,
- What surprised me was their rejection of the offer,
cümlelerinden her birinde "teklifin onlar tarafından reddedilmesi" olayı konuşan kişiyi şaşırtmıştır. Kimi zaman, tepkiyi anlatan yapı cümlenin dışına çıkarılabilmektedir. Bu durumda da
- To my surprise, they rejected the offer
şeklinde bir cümle ortaya çıkmaktadır. Bu yapıda en sık
regret, annoyance, relief, surprise, horror, delight
isim ve sıfatları ve bunların yakın anlamlarını taşıyan isim ve sıfatlar kullanılır.
Çeviri söz konusu olduğunda
- Benim hayretime/şaşkınlığıma
türü bir çeviri yanlış olur. Bunun yerine, "To" ile başlayan bölümü ayrı bir cümle gibi ele almak daha anlamlı olacaktır.
- Şaşırdım kaldım. Teklifi reddettiler.
Bu yapı ile ilgili şu örnekler de verilebilir:
- To my mind, their rejection of the offer was a surprise.
(Benim açımdan, …)
- To a man of his age, such changes are unacceptable.
(Onun yaşındaki biri için, …)
8. "be" + sıfat + to + yüklem
- He is hard to satisfy.
(=It is hard to satisfy him.)
Onu memnun etmek zor.
- This violin is excellent to play Mozart on.
Bu keman Mozart çalmak için kusursuz. /Bu kemanla Mozart kusursuz çalınır.)
GERUND (= -ING)
1. Instead of + "-ing"
- Instead of studying, he spent the night watching TV.
Ders çalışacağına, geceyi televizyon izleyerek geçirdi.
Bu yapı Türkçe’ye "yüklem + -EcEğIne/-EcEğI yer(d)e ile aktarılır.
2. without + "-ing"
- Without saying a word, he left.
Tek kelime etmeden gitti.
Bu yapı Türkçe’ye "yüklem + - mEdEn / - mEksIzIn" ile aktarılır.
3. by + - "ing"
- You can open the lid by turning the handle.
Kulpu çevirerek kapağı açabilirsiniz.
Bu yapı Türkçe’ye "yüklem + - ErEk" ile aktarılabilir.
"INFINITIVE" VE "GERUND": ÖZNE KONUMUNDA
1. Giriş
"Infinitive" terimi "yüklem + to" yapısını, "gerund" terimi ise "yüklem + -ing" yapısını anlatmaktadır.
2. Kullanım
2.1. Özne olarak kullanım
İngilizce’de, artık pek güncel olmayan bir şekilde, "infinitive" cümlenin öznesi olarak kullanılmakta idi.
- To err is human, to forgive is divine.
Günümüz İngilizce’sinde, cümleye yüklem ile başlanması gerekiyorsa, "gerund" yapı kullanılması daha ya da en iyisi "It …" yapısının kullanılması doğru olur. Bu durumda,
- To make mistakes is easy
yerine
- It is easy to make mistakes
cümlesi kullanılabilir.
2.2. Belirgin eylemler
Belirgin bir eylemden sözedildiğinde "infinitive" özne olarak kullanılabilir. Yine de en iyisi "It …" kullanmaktır.
- To sell my car was difficult.
- It was difficult to sell my car.
Genel bir eylemden sözedildiğinde de "gerund" özne olarak kullanılabilir. Yine de en iyisi, "infinitive" yapıda da olduğu gibi, "It …" kullanmaktır.
- Selling insurance is a boring job.
- It is a boring job to sell insurance.
2.3. Zaman ve Neden belirtmede
"Infinitive" ve "gerund" özne olarak kullanılabildikleri gibi zaman ve neden belirtmekte de kullanılabilirler.
PROP "IT"
1. Tanım
Cümlenin öznesi bir "infinitive clause"
- To meet you is nice
ya da "that-clause"
- That she is here at this time of the day is strange
olduğunda, bu yapıların yerini Prop "It" yapısı alabilir:
- It is nice to meet you.
- It is strange that she is here at this time of the day.
- It is difficult to guess the meaning.
- It is surprising that she is so late.
- It was claimed that he was murdered.
2. Kullanım
2.1. Özne durumunda
a) Önem belirtmede
- It is essential to book in advance.
Önceden yer ayırtmak gerek.
- It is vital that this plan is followed.
Bu planın izlenmesi şart.
b) Zorluk belirtmede
- It is difficult for him to change his mind.
Fikrini değiştirmesi zor.
c) Olasılık belirtmede
- It is likely that we’ll be a bit late.
Muhtemelen biraz geç kalacağız.
- Is it possible to go by road ?
Karayolu üzerinden gitmek mümkün mü ?
d) Fayda belirtmede
- It is pointless to argue with him.
Onunla tartışmak yararsız.
e) Normallik ve Geleneksellik belirtmede
- It is unusual to see snow in this season.
Bu mevsimde kar görmek alışılmadık birşey.
- Is it customary to tip the driver here ?
Buralarda şoföre bahşiş vermek adetten midir ?
f) Süre belirtmede
- It takes eight hours to get to Istanbul.
İstanbul’a gidiş sekiz saat tutuyor.
g) Duygusal tepki belirtmede
- It was really surprising to see him.
Onu görmek gerçekten şaşırtıcıydı.
- It shocked me that he didn’t know.
Onun bilmemesine hayret ettim.
h) Gerçeği belirtmede
- Is it true that she is leaving tomorrow ?
Yarın gideceği doğru mu ?
i) Uygunluk belirtmede
- It’ll be best to leave early.
Erken ayrılmak en iyisi.
j) Bir fikrin doğuşunu, akla gelişini belirtmede
- It occurred to me that I’d left the keys at home.
Anahtarları evde unuttuğumu farkettim.
k) Görünümden elde edilen fikri belirtmede
- It seems that we are in for a change.
Görünüşe bakılırsa bizi bir değişiklik bekliyor.
l) Putative "should" ile
- It is interesting that you should think this way.
Bu şekilde düşünmen ilginç.
m) Çeşitli kullanımlar
A) It + for + isim + to + yüklem
- It is better for you wait here.
Burada beklemen daha iyi olur.
- It is essential for the pages to be read before the weekend.
Sayfaların hafta sonundan önce okunması şart.
B) It + "-ing"
- It was nice meeting you.
Seninle tanıştığımıza evindim.
- Is it worth reserving a seat ?
Yer ayırtmaya değer mi ?
- It is no use trying to argue with him.
Onunla tartışmaya çalışmak gereksiz.
C) It … + (as) if / though
- It looks as if it will rain.
Görünüşe bakılırsa yağmur yağacak.
- It will be a pity if we have to leave the project half-completed.
Projeyi yarı tamamlanmış halde bırakmak zorunda kalırsak yazık olacak.
D) It … + (preposition) + isim (= Cleft cümle)
- It was my mother who threw an egg at the President yesterday.
Dün Başkan’a yumurta fırlatan kişi annemdi.
E) It + "be" + (not) + until / before
- It was before the war that we knew what extravagance was.
Bonkörlüğün anlamını savaştan önce bilirdik.
2.2. Nesne durumunda
Normalde, nesne ile ilişkili bir sıfat bulunması durumunda kullanılır.
- George made it clear that he disagreed.
George aynı fikirde olmadığını açıkça belirtti.
- I thought it peculiar that she hadn’t written.
Yazmaması bana çok garip geldi.
- I think it important that we should keep calm.
Bence sakin durmamız önem taşımakta.
"Owe" ve "leave" yüklemleri ile de kullanılabilir.
- We owe it to you to save our daughter.
Kızımızın kurtulmasını sana borçluyuz.
- We leave it to you to choose.
Seçimi sana bırakıyoruz.
"PUTATIVE" VE "TENTATIVE" SHOULD
"Should" yardımcı yüklemi "gereklilik" belirtmesinin yanısıra bazı yapılarda bunun dışınnda anlamlar yüklenmektedir. Bu bölümde ele alınan yapıların hiçbirinde, dikkat edileceği gibi, "should" yardımcı yüklemi "gereklilik" anlamını taşımamaktadır.
1. Conditional clause ile
Düşük bir olasılık belirtmek için "in case", "lest", ya da "if" ile kullanılır.
- I’ll go and get some more beer in case Bill should come.
- He was cautious lest he should make a mistake.
- If you should see him, tell him to see me.
"If" ile kullanımında devrik yapı oluşturabilir.
- Should you see him, tell him to see me.
2. "So that" ve "in order that" ile
- He turned the volume down so that we should hear him.
Onu duymamız için sesi kıstı.
Bu kullanımda "should" yerine "could/would" gibi yardımcı yüklemler de kullanılabilir. Çeviri açısından, "could" kullanıldığında "-EbIl" takısının eklenmesi dışında, hiçbir değişiklik oluşmaz.
3. Zorunluluk ya da önem belirtmede
Zorunluluk, önem ve tercih belirten
agree, demand, marvel, regret, advise, desire, move, rejoice, allow, determine, ordain, request, arrange, enjoin, order, require, ask, ensure, pledge, resolve, beg, entreat, play, rule, command, grant, prefer, stipulate, concede, insist, pronounce, suggest, decide, instruct, propose, urge, decree, intend, recommend, vote, wonder
yüklemleri ve
absurd, better, just, ridiculous, advisable, concerned, ludicrous, right, amazing, eager, natural, strange, annoying, essential, necessary, surprising, anxious, important, odd, vital
sıfatları ile kullanılır. Kimi zaman, aşağıda verilen üçüncü örnek cümlede olduğu gibi, "should" atılır ve yüklem yalın kalır. Çeviri açısından "should" kelimesinin olması ya da olmaması bir değişiklik getirmez.
- He insisted that the contract should be read aloud.
- We recommend that you wait until the rain stops.
should leave
- People are demanding that she leave (AmE) the company.
leaves(BrE)
- It is amazing that she should confess the murder.